| |||||||
|
|||||||
|
| 02-02-2010 07:49 ÖÖ | Düzenleyen -HUMAM- 02-02-2010 07:50 ÖÖ | ||
Mesaj Sayısı: 656 Katılım Tarihi: 25.11.08 Konum: GONYA Yaş : 23 ![]()
| ||
|
Hama , Halepçe , Gazze... En önemli hassasiyetimiz, zulme karşı olmaktır. Temel ilkemiz, zalime karşı mazlumun yanında yer almaktır. Zalim kim olursa olsun zalime karşı; mazlum kim olursa olsun mazlumdan yana olmaktır. Bunun yanında bütün mücadelemiz insanın insaniliğini geliştirmesi, koruması ve diri tutulması yönündedir. Temel ilkelerimizi tekrar ettiğimi biliyorum, bu temel esasların sonuna kadar savunulmasında, tekrar tekrar hatırlatılmasında fayda mülahaza ediyorum. Sizlere tarihin acıları yaşanmış üç şehrimizi hatırlatacağım. HAMA... Güzellikler, yeşilliklerin asil şehri Hama. Hama'yı biliyor musunuz? Hama'da neler oldu, neler yaşandı biliyor muyuz? Bu şehri, bu şehirde yaşananları, dram ve trajedileri unutmamalıyız, unuttuğumuz anda zulme ortak olmuş ve insaniliğimizi kaybetmiş oluruz. O zaman vay halimize! Hama'da olanları, yaşananları buraya yazmak mümkün değildir. Özetle; İslami hassasiyeti yüksek insanların, barış ve huzur içinde yaşadığı bu şehirde yaşayanların katliamını hatırlamak ve hatırlatmak ve insanlığın olaylar karşısında farklı tutum alarak çifte standart uyguladıklarını, bu vesileyle ikiyüzlülüklerini ortaya koymaktır. Baas rejiminin zalim başkanı Hafız Esad ve kardeşi zalim Rıfat Esad 2 Şubat 1982 Salı günü Hama şehrine tanklarıyla girdi. 21 gün yoğun bombardıman sonucu toplam 3412 şehit 5923 yaralı, ondan sonrası,27. gününe kadar baskınlar, tutuklamalar, tutuklulara ağır işkenceler görüyoruz. Bu 20. asrın faciasıdır. Bu katliam 70.000 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. İnsanlık bir şehrin yok oluşuna şahit olmuştur. Bu şehir ''Şehit Hama'' olarak tarihe geçmiştir. Bu vahşet sonucunda zalim Rıfat Esad yıkılmış Hama üzerinde helikopterle dolaşırken ''En az beş yıl için başarılı bir nüfus kontrolü yaptık demiştir.'' Bu süreçte Baas rejiminin hükümeti tarafından; hapishaneler, ölümler ve insanların şahsiyetleri çiğnenir, hürriyetleri ortadan kaldırılır, gazete ve kitaplar yasaklanır, eğitim ve öğretim kısıtlanır, namuslar tecavüze uğrar, hatta çocuklara bile tecavüz edilir. kadınlar sokaktan kaçırılır, camilerde Müslümanlar ibadet edemez hale gelir. Bir camide toplansalar top bataryalarıyla o camii Müslümanların başına yıkılır. Hama katliamına devletler, yönetimler sessiz kalır. Nedense dünya halkları da bu katliamı duymaz. Duymamasının nedeninin sır perdesi aralanamadı. Bunlar üzerine tabii ki çeşitli yorum ve iddialar vardır. Ergeç hak yerini bulacaktır gerçekler ortaya çıkacaktır. Cahit Zarifoğlu'nun bir şiirinden bir dize; ''Hama'da bir bülbül öter boynu vurulur.'' Ahmet Safi en- Necefi'dende bir dörtlükle Hama ile ilgili yazımızı bitirelim. İşte hama, işte bir güzel şehir, Gönlüm onun güzelliğine esir. Ne desem vasfından aciz kalırım, Hama'nın her şeyi şuur ve şiir. HALEPÇE... Yine insanlık tarihinin kara sayfalarından olan bir katliam örneği de Halepçe'dir. 16 Mart 1988 tarihinde diktatör Saddam'ın Baas rejimi, yönetimi ve ''Kimyasal Ali'' lakaplı alçak tarafından Halepçe'de kimyasal silahlarla soykırım yapılmış, bu soykırım insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Halepçe katliamının bilançosu çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 6357 kişi zehirlenerek ya da yanarak ölmüş 14.765 kişi ağır derecede yaralanmıştır. WHO'nun raporuna göre günümüze kadar 43.753 ölümüne, 61.200 kişinin sakat kalmasına sebep olmuştur. Halepçe'de özürlü doğum oranının Hiroşima ve Nagasaki nin 4-5 kat olduğu iddia edilmektedir. Bu katliam esnasında yeni kimyasal silahlar kullanılacağı ihtimaline karşı, Kürtler yoğun bir şekilde Türkiye sınırına kaçmışlar, sınırın çeşitli bölgelerinde kamplar oluşturulmuştu. O gün ben Batman RP il yön. kurulu üyesi ve il başkan vekiliydim. Ortak kararla ilk yardım kampanyasını biz başlattık çeşitli gıda ve giyim -battaniyeden oluşan 22 kamyon erzak ve malın 20 kamyonunu o günün Cizre belediye başkanı olan Sn. Seyit Haşim Haşimi'ye göndererek peşmerge kamplarına ulaştırdık. Son iki kamyon ile birlikte ben bizzat Zap kampına gittim. Oradaki mağdurlara bizzat ellerimle Batmanlıların yardımlarını dağıttım. Kampların gerçeğini yansıtan ,trajedi ve dramların, acı ve ızdıraplarını, çoluk,çocuk, kadın ve yaşlıların durumunu gözler önüne seren çektiğim ve derlediğim resimleri Batman Paris pasajının girişinde sergiledim. Daha sonra Halepçe'ye gitme imkanım oldu. Kimyasal silahların Halepçe'deki etkisini bizzat gözlerimle müşahede ettim. İkiye bölünmüş camilerin avlusundaki roketleri gördüm. Yarısı yıkılmış olan halısı kilimi olmayan ama tertemiz camiilerin betonları üzerinde namaz kıldık. Evet gazi Halepçe'yi anlatmak zor. Halepçe halkını anlatmak daha da zordur. Ey insanlık kör,sağır olmamalısın insan olmanın gereği insanlığa yapılan saldırılara karşı durmandır. İnsan olmanın gereğini yerine getirmezsen insanlığını kaybedersin. Zan etme ki, belalardan uzaksın zulme sessiz kalır seyirci olursan gün gelir zülüm senide kuşatır. GAZZE... Gazze vahşeti yeni! Acıları hala yüreğimizdedir.Gazze de yaşananları bizlerde günü gününe yaşadık.Siyonist İsrail'in Barack Hüseyin Obama devlet başkanlığı yemini töreninden önce ''maksatlı bir hesaba dayalı, ABD'deki lobilerinin elini güçlendirmesi amacıyla olduğu Obama'yı etkisi altına alması planlanan'' tek taraflı ateşkes kararı aldı. Akabinde çekilme kararı ile askerlerini Gazze'den çekti. Bıraktığı ,tek kelimeyle harabe bir şehir .. Filistin çocukları okulları yerle bir edildiği için şimdi çadırlarda eğitime başladılar. Buna sebep olanlar ve işbirlikçileri utansınlar. Utanacak yüzleri varsa tabii! Evet bu soysuz katliamda gazetecinin biri İsrailli bir pilota soruyor; Gazze'nin okullarını, camilerini, hastanelerini ve yaralı taşıyan ambulansların üzerine bombalar yağdırdıktan sonra neler hissediyorsun sorusuna İsrail pilotunun cevabı manidardır. Pilotun cevabı ''hafif sarsıntı hissediyorum.'' şeklinde olmuştur. Bu pilot insan olamaz. Bu pilotun ruhu alınmış bir robottan başka bir şey değildir. Evet Hama şehit Hama, gazi Halepçe ve kahraman Gazze, zalim yönetimlerin ve işbirlikçileri tarafından insanlık suçu işlenerek, soykırım ve katliamlar yapılmış şehirlerimizdir. Bu üç şehir aynı kaderi yaşamış aynı acıları paylaşmış, tarihe zulmün en kirli yüzünü, direnmenin de en şanlı yönünü ortaya koymuştur. Bu üç şehri kardeş ilan edip bu şehirlerde yaşananları belgesellerle insanlığa ders çıkarması gereken bir hatıra olarak bırakıp, böyle acılar yaşanmaması için gözlerinin önüne sermek unutmamak ve zalimlere fırsat vermemek için şarttır... -Ekrem DİREKÇİ- 25 Ocak 2009 Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger. ''ALLAH VAR, İMKANSIZLIK YOKTUR'' ![]() ![]() |












